|
Dişleri çevreleyen tüm bu dokular “periodontal dokular”
olarak adlandırılır.
SAĞLIKLI DİŞETİ VE PERİODONTAL
DOKULAR
Sağlıklı dişeti açık pembe renkte, tıkız kıvamlı, mat,
diş ile birleştiği yerde bıçak sırtı gibi sonlanan,
kurutularak çıplak göz ile bakıldığında yüzeyinde
portakal kabuğundakini andıran pütürler görülen bir
dokudur.
Sağlıklı dişeti dişi boyun bölgesinde bir yaka gibi
sarar ve burada dişi çevreleyen bir oluk meydana
getirir. “Dişeti oluğu” denilen bu yapı, hastalanan
dokuda derinleşir ve dişhekiminin hastalığı teşhis
etmesinde ve tedavi yaklaşımını saptamasında belirleyici
rol oynar.
Sağlıklı dişeti, diş fırçalama ile kanamaz.
HASTALIKLI DİŞETİ
Periodontal dokular, dişlerin üzerini kaplayan ve
“mikrobiyal dental plak” adı verilen birikinti nedeniyle
iltihaplanır.
Mikrobiyal dental plak ağızda bulunan bakterilerden,
epitel ve diğer hücre döküntülerinden, çeşitli tükürük
proteinlerden ve gıda artıklarından oluşan kompleks bir
yapıdır. Plağın dişlerin üzerini kaplaması fizyolojik
bir süreç olup, önüne geçilmesi mümkün değildir. İlk bir
kaç saat zararsız olan plak belli bir kalınlığa
ulaşınca, içindeki bakteriler iltihaba neden olan toksik
maddeler sentezlemeye başlarlar.
Periodontal hastalıkların çoğunluğu kronik iltihabi
hastalıklardır ve çok ileri aşamalara gelmeden, ağrı
gibi farkedilebilir belirtiler vermezler. Bu bağlamda
periodontal hastalıklar, çok uzun yıllar boyunca ağızda
mevcut olup kayda değer bir belirti vermeksizin
ilerleyebilirler ve diş kaybına neden olurlar. DİŞETİ
KANAMASI, periodontal hastalıkların her aşamasında
görülen hemen hemen tek belirtidir.
İltihabın erken dönemlerinde yukarıda sözü edilen
dokulardan sadece dişetinin sağlığı bozulur. Bu aşamada
hastalık “gingivitis” adını alır.
İltihap dişeti düzeyinden diğer periodontal dokulara
geçince, periodontal ligament ve alveol kemiği de
etkilenir. Dişin etrafını saran alveol kemiği erimeye
başlar. Bu şekliyle hastalık “periodontitis” adını alır.
Halk arasında “piyore” diye de bilinen hastalık
periodontitistir. Periodontitis dişlerin etrafında
abseler oluşmasına, dişlerin sallanmasına ve kaybına
neden olur.
DİŞTAŞI NEDİR?
Diştaşı (tartar), mikrobiyal dental plağın dişler
üzerinden uzaklaştırılmaması halinde kalsifiye olması
(kireçlenmesi) ile oluşan sert birikintilerdir. Plak
kalsifiye olunca içindeki bakteriler etkinliklerini
kaybederler ve hastalık yapan toksinleri
sentezleyemezler. Ancak bu her ne kadar dişetinin
sağlığını korur gibi görünüyorsa da, olay sanıldığı gibi
değildir. Diştaşı, girintili çıkıntılı bir yüzeye sahip
olduğundan, yeni oluşan plağın tutunması için uygun bir
ortam oluşturur. Üstelik diştaşının üzerinde biriken
plak artık diş fırçası ve diş ipi ile
uzaklaştırılamadığından, bir süre sonra kalsifiye olarak
altındaki taşın bir parçası haline gelir. Diştaşı bu
şekilde birikmeye devam eder. Sonuç, o bölgede iltihabın
belirtilerinin daha şiddetli bir biçimde ortaya
çıkmasıdır.
GINGIVITIS
Periodontal dokulardan sadece dişetinin sağlığını
kaybetmesi ile ortaya çıkan klinik tablodur. İltihap
diğer periodontal dokulara geçmemiştir. Gingivitiste
dişeti kırmızı ve şiştir. Yüzeyindeki pütürler kaybolmuş
ve doku parlak hale gelmiştir.
Gingivitiste diş fırçalarken, hatta bazen kendi kendine
meydana gelen dişeti kanaması vardır.
GINGIVITIS TEDAVİSİ
Gingivitisin çok erken dönemlerinde, hastanın ağız
hijyen standardının yükseltmesi ve bir profesyonel
tarafından mikrobiyal dental plak kontrolü ile ilgili
bilgilendirilmesi, hastalığın tedavisi için yeterli
olabilir.
Yerleşmiş gingivitisin tedavisi diş yüzeyi temizliği (diştaşı
temizliği = detartraj) ile yapılır. En az iki seans
süren bu tedavide, tüm periodontal hastalıkların
tedavisinde olduğu gibi hastanın ağız hijyen
standardının yükseltilmesi amaçlanır.
PERIODONTITIS
Dişetinde başlayan kronik iltihabın periodontal ligament
ve alveol kemiğine geçmesi ile başlar. Artık yumuşak ve
sert doku yıkımı başlamıştır. Dişeti oluğu, dişetinin
şişmesi ve alveol kemiğinin erimesi ile derinleşmiş,
dişin etrafında bir “cep” oluşturarak bakterilerin
çoğalması için uygun bir ortam haline gelmiştir.
Dokulardaki bu yapısal değişiklik “periodontal cep” diye
adlandırılır. Periodontal cebin varlığı ve derinliği,
dişhekiminin teşhis ve tedavisinde yardımcı olan birer
klinik kriterdir. Radyografi (röntgen filmleri) de
periodontitisin teşhisinde ve tedavi planlamasında
vazgeçilmez bir yardımcı yöntemdir.
Periodontitis, bazı ender formları dışında, çok yavaş
ilerleyen bir hastalıktır. Uzun yıllar sinsice varlığını
sürdürebilir. Tüm bu zaman içinde, lenf ve kan yoluyla
yayılarak, tüm vücudu ve önemli organları etkileyen bir
enfeksiyon odağı olma özelliği taşır.
Ağızda fena koku, dişetinde zaman zaman kanama
görülebilir.
Periodontitis ilerledikçe dişeti çekilmeleri meydana
gelebilir. Bu; dişlerde soğuk, sıcak gibi uyaranlarla
hassasiyet meydana gelmesi sonucunu doğurabilir.
Dişler yelpaze gibi açılıp birbirlerinden uzaklaşarak
yer değiştirebilirler. Daha ileri safhalarda abse
oluşumu görülebilir, dişler sallanabilir. Pek çok vakada
diş çekimi kaçınılmaz hale gelirken, sert gıdaların
çiğnenmesi sırasında dişin yerinden çıkması da söz
konusu olabilir.
PERIODONTİTİS -GENETİK
FAKTÖRLER
Periodontitisin bazı formlarında genetik eğilimin etkili
olduğu gösterilmiştir. Bu tip periodontitislerde,
iltihabın dişetinden derin destek dokulara geçişi çok
hızlı olmakta, hastalar çok genç yaşta dişsiz
kalabilmektedir. Aile bireylerinde erken yaşta diş kaybı
hikayesi olan kişilerin bir bluğ çağından itibaren
düzenli olarak bir periodontoloğun kontrolünden
geçmesinde yarar vardır.
PERIODONTITIS-SİSTEMİK
HASTALIKLAR
Vücudun savunma sistemini etkileyen bazı hastalıklar
(lösemi, AIDS gibi), kontrol altında olmayan diabet
(şeker hastalığı) periodontal sağlığı olumsuz yönde
etkiler.
PERIODONTITIS TEDAVİSİ
Periodontitisin tedavisinde amaçlanan, yumuşak ve sert
dokunun hastalık nedeniyle ortadan kalkmasıyla meydana
gelmiş yapısal bozukluğun düzeltilmesidir.
Bazı istisnalar dışında, kaybedilmiş dokunun geri
kazanılması mümkün değildir. Periodontal dokuların
sağlığının kazanılması, sağlıklı dokulardaki yapısal
ilişkiyi kaybedilmiş doku seviyesinde yeniden
oluşturmakla mümkün olmaktadır. Bu amaçla, periodontal
cebin sığlaştırılması ve alveol kemiğindeki
deformitelerin düzeltilmesi gerekir. Tedavi sonucunda,
hastanın daha rahat temizleyebileceği bir yapı elde
edilmiş olur.
Periodontitisin tedavisinde de hastanın ağız hijyen
stadardının yükseltilmesi birinci derecede önem taşır.
Tedaviden sonra kazanılan sağlığın korunması da ancak bu
şekilde mümkündür.
Dişhekimi diş yüzeyi temizliği ile tedaviye başlar. Bir
kaç seans süren bu tedaviyi, diş kök yüzeylerinin kürete
edilmesi işlemi takip eder. Periodontitisin erken
aşamalarında bu tedaviler dokuların sağlığına kavuşması
için yeterli olabilir.
Hastalığın daha ilerlemiş formlarında cerrahi müdahale
gerekir. Periodontal cebin eliminasyonu ve hastalık
sonucu meydana gelmiş kemik deformitelerinin
düzeltilmesi için cerrahi operasyonlar yapılır.
Kemikteki deformasyonun şekline göre, kaybedilmiş
kemiğin bir kısmının geri kazanılmasına mümkün
kılabilecek bazı teknikler bu aşamada uygulanabilir.
Ağızda tutulması mümkün olmayan dişlerin çekimi,
ilerlemiş vakalarda tedavi planının bir parçası
olabilir.
PERIODONTAL HASTALIKLARDAN
NASIL KORUNULUR?
Gerek periodontal hastalıklardan gerekse diş
çürüklerinden korunmanın en etkin ve ekonomik yolu, evde
yapılan gündelik ağız bakımıdır.
Gündelik ağız bakımı, mikrobiyal dental plağın dişlerin
ve sabit protezlerin üzerinden uzaklaştırılmasıdır.
Mikrobiyal dental plak, oluşmasını takip eden 8-10 saat
içinde olgunlaşır ve içeriğindeki bakteriler periodontal
hastalığa neden olacak toksinleri üretmeye başlarlar. Bu
nedenle, ideal diş fırçalama sıklığı, 8 saatte bir,
başka bir deyişle günde üç defadır. Ancak günde iki defa
yapılan etkin bir fırçalamanın, dişeti ve diğer
periodontal dokuları iltihaplanmaktan korumaya yettiği
saptanmıştır.
Diş ipi kullanımı gündelki ağız bakımının ayrılmaz bir
parçasıdır ve fırça ile ulaşılamayan diş yüzeylerinden
mikrobiyal dental plağın uzaklaştırlmasını sağlar.
Ağzında sabit köprü protezleri taşıyan hastaların
kullanması için tasarlanmış özel diş ipleri de
mevcuttur. Ayrıca, “dişler arası fırçalar”, “ağız
duşları” bazı durumlarda dişhekiminizin önereceği diğer
temizleme araçlarıdır.
Dişhekiminizin 6 ayda bir düzenli olarak ziyaret
edilmesi, dişlerde ve periodontal dokularda oluşabilecek
sorunların erken safhada teşhisini mümkün kılacaktır.
HAMİLELİK VE DİŞETİ SAĞLIĞI
Hamilelik, anne adayının vücudunda pek çok fizyolojik
değişikliğin olduğu bir dönemdir. Bu değişiklikler,
vücutta yapılıp kana salgılanan ve genel olarak “hormon”
adı verilen proteinler ile düzenlenir. Anne adayının
vücudundaki bu “kimyasal fırtına”, dişetinin mikrobiyal
dental plağa karşı savunma cevabını bozar. İlk üç aydaki
bulantı ve kusmalar nedeniyle ağız bakımı satandartının
düşmesi de buna eklenince, dişetinde şiddetli gingivitis
ve bazen lokalize dişeti büyümeleri görülür. Periodontal
sorunlar genellikle hamileliğin 2. - 7. ayları arasında
meydana gelir. Bu lokalize büyümeler “hamilelik tümörü”
diye adlandırılır. Bu lezyonlar habis olmayıp, tedavi
edilmeseler de doğum sonrasında hacimce küçülürler.
Tedavileri, hamilelik sırasında diş yüzeyi temizliği ve
ağız hijyen standartının yükseltilmesi ile lezyonun
küçültülmesi, doğumdan sonra da cerrahi bir operasyon
ile alınmaları ile
Medya'dan, diş macunu reklamlarından veya
Dişhekiminizden; dişlerinizin üzerinde biriken "plağı"
her gün fırçalayarak temizlemenin gerekliliğini mutlaka
duymuşsunuzdur. Peki, üzerinde bu kadar ısrarla durulan
"plak" nedir ve neden dişlerin üzerinde birikmesini
istemiyoruz?
Plak Nedir ?
Plak deyince hemen aklımıza 33’lük, 45’lik müzik
plakları gelebilir ama bizim burada bahsettiğimiz,
dişler üzerinde sürekli olarak oluşan, içinde bakteriler
de bulunan, gözle görünmeyen, renksiz, yapışkan, ince
bir tabakadır. Hacminin % 30’u genel olarak tükrükten,
yiyecek artıklarından ve ağıziçi doku döküntülerinden, %
70’i ise ağızdaki bakterilerden, bakteri artıklarından
ve toksinlerden oluşmuş kıvamlı bir yapıya sahiptir. Bu
bakterilerin ise yaklaşık % 30’u canlı, aktiftir.
Plak; zararlı etkisini hem dişler, hem de dişetleri
üzerinde gösterir. Plaktaki bakteriler, yaklaşık 24 saat
içinde çoğalıp organize bir yapı oluştururlar ve
aldığımız gıdalardaki şekeri kullanarak asit ve diğer
bazı zararlı ürünler üretirler, diş ve dişetlerine zarar
vermeye başlarlar. Sürekli ve doğru yapılan ağız bakımı;
ağız ortamında çürüğe sebep olabilecek gıdalar ve
bakteriler bulunmasına rağmen, plak birikimine engel
olduğu için diş çürüğünü ve dişi destekleyen dokuların
zarar görmesini önler.
İşte bu nedenle her gün düzenli biçimde dişlerimizi
fırçalayarak, bu bakteri plağını henüz zararlı hale
gelmeden temizlememiz gerekmektedir. Plak yalnızca
dişlerinizin görünen yüzeylerinde değil, aynı zamanda
dişlerin birbirine bakan yüzeyleri ile diş ile dişetleri
arasında da birikir. Bu bölgelerde biriken plağı
temizlemek daha zordur ve temizlenmediği takdirde,
tükrükte erimiş halde bulunan iyon ve tuzların plak
üzerine çökmesi sonucunda bu bölgelerdeki plak,
diştaşına dönüşür. Gözenekli bir yapıya sahip olan
diştaşları daha fazla miktarda plağın dişler üzerinde
daha sıkı bir şekilde tutunmasına ve daha kolaylıkla
çoğalarak çevre dokuların daha fazla zarar görmesine
neden olur. Plak çoğaldıkça doku kaybı fazlalaşır, buna
bağlı olarak dişeti ceplerinin derinliği de artar ve bu
kısır döngü, sonuçta dişin desteğini kaybedip önce
sallanmasına, sonra yer değiştirmesine ve nihayet dişin
kaybına neden olur. Yapışkan karakterdeki plak, bu
zararlı ürünleri bünyesine alarak dişler üzerinde uzun
süre kalmalarını sağlar.
Eğer plak temizlenmezse, bu maddeler diş ve dişetlerine
zarar verecek kadar uzun bir süre dişler üzerinde
kalırlar ve sonuçta asitler dişleri çürütmeye başlarken
, diğer zararlı maddeler ise dişetlerinde iltihaba neden
olurlar; dişetleri kızarır, şişer ve kolayca kanar. Bu
safhada hastalığa "Gingivitis" (dişeti iltihabı) adı
verilir.
Plak yine de temizlenmezse, bu durumda çürükler
ilerleyerek dişin özüne girer ve şiddetli ağrılara neden
olur. Diğer taraftan, dişeti iltihabı da ilerler ve
dokularda geriye dönüşü olmayan bir yıkım başlar.
Dişetleri gevşer, dişlerden ayrılır ve plak dişin köküne
doğru ilerleyerek dişi kemik içinde tutan dokuların
açılmasına ve çevredeki kemiğin erimesine neden olur.
Bu safhada hastalığa, gingivitisin ilerlemiş şekli olan
"Periodontitis" (dişi tutan - destekleyen dokuların
iltihabı) adı verilir. Sonuçta, - "Dişeti Cebi" adını
verdiğimiz - diş ile dişetinin birleşme noktası arasında
sağlıklı ağızda mevcut olan girinti derinleşerek
yarıklar meydana gelir. Derinleşen Dişeti Cebi, gıda
artıklarının birikimini kolaylaştırarak mevcut plağın
daha fazla çoğalmasını sağlar. Plak çoğaldıkça doku
kaybı fazlalaşır, buna bağlı olarak ceplerin derinliği
de artar ve bu kısır döngü, sonuçta dişin desteğini
kaybedip önce sallanmasına, sonra yer değiştirmesine ve
nihayet dişin kaybına neden olur.
Ağız sağlığının zamanla kötüleşmesiyle dişetlerinde bu
değişimler olurken, dişlerde de; çiğneyici yüzlerdeki
girintilerden, ara yüzlerden, veya dişeti çekilmesiyle
açığa çıkan bölgelerden başlayan çürükler oluşmaya
başlayabilir.
Bütün bu anlatılanlar çok yavaş ve sinsice gelişerek
yıllarca sürebilir ve siz ağrı şikayetiniz yok diye ağız
dokularınızın sağlıklı olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak
gün gelir, yukarıda anlatılanlar nedeniyle dişlerinizin
kaybı kaçınılmaz olabilir.
Hastalığın bu derece ilerleyip dişlerinizin çekilmesine
neden olmasını istemiyorsanız, hastalığı henüz çok fazla
tahribat yapmadan farkedip, tedavisi için derhal bir
dişhekimine başvurmanız gerekmektedir. Erken teşhis, her
hastalıkta olduğu gibi dişeti hastalıklarında da çok
önemlidir, ancak bu hastalık erken dönemlerde ağrı
yapmadığı için, diğer belirtiler hasta tarafından
çoğunlukla önemsenmez ve hastalık ilerleyip ciddi
hasarlar oluşturuncaya kadar hekime başvurulmaz. Daha
ileri dönemlere gelindiğinde ise, tedavisi ya büyük doku
kaybı ile mümkün olabilecek, ya da hekimin yapabileceği
fazla bir şey kalmadığı için dişlerin çekilmesi
gerekecektir.
Hastalığın belirtilerinin iyi bilinmemesi nedeniyle,
orta yaştan itibaren pek çok kişi, hiç çürük olmadığı
halde çok sayıda dişini, dişeti hastalığı nedeniyle
kaybetmiş veya çektirmek zorunda kalmıştır. Unutmayın !
Orta yaşın üzerindeki diş kayıplarının % 90'ı dişeti
hastalıklarına bağlı iken, yalnızca % 10'u çürük
kaynaklıdır. " Yaşlandıkça diş kaybetmek doğaldır"
sözüne inanmayın, bu gerçek değildir. Yaşam boyu
ağzınızda tutabileceğiniz dişlerinizi bilgisizlik
nedeniyle erken yaşlarda kaybetmek istemiyorsanız,
dişeti hastalıklarının belirtilerini iyi bilmeniz
gerekmektedir.
Dişeti Hastalığının Belirtileri :
1 - Kanama, dişeti
hastalıklarının ilk ve en önemli belirtisidir. Sağlıklı
dişeti kanamaz. Dişlerinizi fırçalarken, elma yerken
veya uykudan uyandığınızda dişetlerinizde kanama
oluyorsa, sizde mutlaka bir dişeti sorunu var demektir.
2 - Dişetlerinde kızarma, şişme, yumuşama ve gevşeme.
(Sağlıklı dişeti açık pembe renkte olup dişe ve
altındaki kemiğe sımsıkı yapışmıştır. Sıkı bir kıvamda
olup, üzerinde portakal kabuğuna benzer parlak - pütürlü
bir görünümü vardır.)
3 - Dişetlerinde çekilmeler ve buna bağlı olarak açığa
çıkan kök yüzeylerinde soğuğa, tatlıya ve ekşiye karşı
bir hassasiyet,
4 - Dişeti kenarında veya dişler arasında, diştaşlarına
bağlı olarak oluşan siyah alanlar,
5 - Dişetine parmakla bastırdığınızda, diş ile dişeti
arasından püy (iltihap) gelmesi,
6 - Dişlerde sallanmalar, uzamalar ve diş aralarında
açılmalar,
7 - Ağızda sürekli olarak kötü bir koku, kötü bir tat,
8 - Başlangıçta ağrı olmamasına karşın, hastalığın
ilerlediği durumlarda şiddetli olmayan, fakat sürekli ve
rahatsız edici bir ağrı,
Bu belirtilerden biri dahi sizde varsa, en kısa zamanda
bir dişhekimine muayene olmanız gerekmektedir. Hekiminiz
sizi muayene ettikten sonra, size hastalığınızın
durumuna göre uygulanacak tedavinin şeklini belirler.
Dişeti Hastalığının Önlenmesi :
Her tedavi şeklinin ilk adımı, hastanın evde her gün
kendi başına yapacağı günlük plak temizleme işlemini tam
anlamıyla öğrenmesidir. Bu sayede dokuların sağlığı
korunur ve hastalığın tekrarı önlenir. Daha sonraki
aşama, diştaşlarının temizlenmesi ve kök yüzeylerinin
düzeltilmesidir. Bu işi hasta kendi yapamayacağı için
mutlaka bir hekimin müdahale etmesi gerekir.
"Profesyonel temizlik" adı verdiğimiz bu işlem, bazı
özel aletler yardımıyla, hasta için zorluğu olmayan bir
yöntemle, diş taşlarının temizlenmesine dayanır.
Hastalığın çok fazla ilerlemediği durumlarda profesyonel
temizlik ile olay geriye dönebilir. Ancak doku hasarının
büyük olduğu durumlarda, dişeti ceplerini ortadan
kaldırmak ve hastaya, günlük plak kontrolünü rahatlıkla
yapmasına olanak verecek bir ağız ortamı hazırlamak
amacıyla, dişetlerinde küçük cerrahi müdahalelere gerek
duyulur. Bu işlemler sırasında dişetleri uyuşturulduğu
için hasta hiçbir ağrı duymaz. Her türlü tedaviden sonra
, hekimin uygun gördüğü aralıklarla kontrole
gidilmelidir, zira tedavi ile iyileştirilen ağız sağlığı
zamanla tekrar eski durumuna dönebilir.
Dişeti hastalıklarının tek sebebinin bakteri plağı
olduğunu gördünüz, o halde sebebi ortadan kaldırmakla
dişeti hastalıklarının oluşmasını engelleyebilir, hatta
çok fazla ilerlememiş basit dişeti hastalıklarını tedavi
dahi edebilirsiniz. Dişeti hastalıklarından korunmanın
tek yolu, diş yüzeylerinde biriken plağı her gün düzenli
olarak temizlemektir. Bu amaçla kullanabileceğimiz diş
temizleme araç ve malzemeleri şunlardır :
1 - DİŞ FIRÇASI
Diş fırçası plak temizliğinde ilk ve en önemli
yardımcımızdır. Diş fırçası dişlerin iç, dış ve
çiğneyici yüzeylerini temizlemeye yarar. Ancak herhangi
bir fırçayı ağız içinde rastgele dolaştırmak, dişleri
tam anlamıyla temizlemeyi sağlamaz. İstenilen temizliğin
sağlanabilmesi için uygun fırçanın seçilmesi ve
fırçalama işleminin amacına uygun şekilde yapılması
gerekir. İyi bir diş fırçası, uçları yuvarlatılmış, orta
sertlikte naylon kıllardan yapılmış olmalıdır. Sapı
tercihen düz, başı ise yaklaşık 2 - 2,5 cm uzunlukta
olmalıdır. Ancak bulantısı olan kimseler, çocuklar için
yapılmış daha küçük başlı fırçaları kullanabilirler.
Kılların hepsi aynı hizada olacak şekilde düz kesilmiş
olması gerekir. Eğimli veya çatı tarzında kesilmiş
kıllar uygun temizlik yapamazlar. Ayrıca, kıllar çok sık
dizilmiş olmamalıdır. Yan yana üç veya dört sıralı kıl
demetlerinden yapılmış olan fırçalar en idealdir.
Dişlerinizi, sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan
hemen önce olmak üzere günde iki kez, en az ikibuçuk
dakika fırçalayın. Bu amaçla, yukarıdaki özelliklere
sahip iki değişik renkte diş fırçası alıp; birini sabah,
diğerini akşam kullanın. Böylece her fırça günde bir kez
kullanılmış ve bu süre içinde kuruyarak normal
sertliğini yeniden kazanmış olur. Diş fırçanızı
kullandıktan sonra iyice yıkayın ve bir bardak içine,
fırça başı yukarıda olacak şekilde koyup açıkta
kurumasını sağlayın. Etkin ve doğru fırçalama
yapıldığında, diş fırçasının ortalama ömrü 2,5 - 3 ay
’dır. Eskiyen bir fırçanın kılları yanlara doğru açılır,
yer yer dökülüp çatallaşır ve temizleyici özelliğini
kaybeder. Temizliği kılların ucu yaptığına göre, eskiyen
fırçalar dişleri tam olarak temizleyemezler, ayrıca
dişetlerine de zarar verirler. Bu yüzden, eskiyen
fırçanızı fazla zaman geçirmeden yenisiyle değiştirin.
Dişeti hastalığı; dişler üzerinde biriken plak’taki
bakteriler nedeniyle oluştuğuna göre, yalnızca "dişleri"
fırçalamak dişeti hastalıklarının oluşmasını
önleyecektir. Bu nedenle ayrıca "dişetlerini" de
fırçalamak gereksiz hatta bazı durumlarda dişetini
tahriş edebileceği için zararlıdır.
Günümüzde çok sayıda diş fırçalama yöntemleri
geliştirilmiştir. Fırçalamada hedef, dişlerin tüm
yüzeylerindeki besin artığı ve bakteri plağını, diş ve
dişetlerine zarar vermeden tümüyle ortadan kaldırmaktır.
Bu amaçla üç aşamalı bir fırçalama yöntemi uygulanır.
Birinci aşamada, diş fırçası önce üst çenede sağ veya
sol en arkadaki dişler bölgesinde, diş ile dişetinin
birleştiği yere 45 derece açıyla yerleştirilir.
Dişetinden dişe doğru (yukarıdan aşağıya doğru) fırça
döndürülerek, kılların süpürme hareketi yapması
sağlanır. Birkaç defa aynı hareket uygulandıktan sonra,
bir - iki diş boyu daha öne getirilen fırça ile aynı
hareket tekrarlanır ve diğer tarafın sonuna kadar
ilerleyerek üst çenedeki bütün dişlerin dış yüzeyleri
temizlenir. Aynı şekilde dişlerin damak tarafları da
fırçalanır. Sonra, fırça alt çenenin sağ veya solundaki
en son dişler bölgesine yine 45 derece açıyla
yerleştirilir, dişetinden dişe doğru (aşağıdan yukarı
doğru) döndürülerek süpürme hareketiyle temizlik
yapılır. Yukarıda anlatıldığı gibi alt çenenin diğer
tarafının sonundaki dişlere kadar bu hareket uygulanır.
Alt dişlerin dil tarafındaki yüzleri de fırçalandıktan
sonra birinci aşama tamamlanır.
İkinci aşamada, fırça yine üst en arka dişlerin
dişetiyle birleştiği yere konur; kenarındaki bir sıra
kıl dişlerin arasında kalacak, diğer kıllar aşağıya
bakacak şekilde biraz çevrilir. Hafifçe titreştirip
bastırarak, dişlerle dişeti arasında kalan bir sıra
kılın, dişlerin arasından girip arayüzleri temizlemesi
sağlanır. Yukarıda anlatıldığı gibi fırçayı bir - iki
diş öne getirip işlem tekrarlanır. Bu şekilde bütün
dişlerin arayüzleri temizlendikten sonra ikinci aşama da
tamamlanır. İkinci aşamayı diş ve dişetlerinin arası çok
sık olan kişiler, özellikle küçük yaştakiler ve gençler
uygulayamazlar. Bazı kişiler ise sadece belli bölgelerde
bu aşamayı uygulayabilirler. Çünkü dişler arası bölge,
dişetlerinde çekilme olmadığı için fırçanın kıllarının
girmesine imkan verecek kadar aralanmamıştır.
Üçüncü aşamada ise dişlerin çiğneyici yüzleri, ileri
geri hareketlerle fırçalanır. Bu üç aşamayı da
tamamladıktan sonra fırçalama işlemi bitmiş olur. Bu
yöntemle fırçalamaya başlandığında, genellikle ilk
birkaç gün bilek ve ön kol kasları fırçayı döndürme
hareketinden dolayı yorulur, fakat kısa sürede
alışkanlık kazanılır. Çoğu kişinin genellikle diş
fırçalarken yaptığı en önemli hata, diş fırçasını çok
sert ve kuvvetle kullanmaktır. Bu yanlışa düşmemeye
dikkat edip, fırçalarken dişetini kesinlikle
zedelememek, tahriş etmemek gerekir.
2 - BOYAMA TABLETİ
Uyguladığınız fırçalama yönteminin dişlerinizi tam
anlamıyla temizleyip temizlemediğini anlayabilmek için,
bakteri plağını boyayarak görünür hale getiren boyama
tabletleri veya aynı maddenin sıvı şeklini
kullanabilirsiniz. Bu tabletler eczanelerden temin
edilebilir. Dişlerinizi fırçaladıktan sonra bu
tabletlerden birini ağzınızda eritin ve daha sonra
ağzınızı bol suyla çalkalayın. Dişleriniz üzerinde
boyalı alanlar varsa; ya fırçalama yönteminiz yetersiz,
ya da siz bu yöntemi tam anlamıyla uygulayamıyorsunuz
demektir. Bu durumda, boyalı alanları tümüyle ortadan
kaldıracak şekilde dişlerinizi yeniden fırçalayın ve bu
işe fırçalamadan sonra hiç boyalı alan kalmayıncaya
kadar her gün devam edin. Böylelikle yaklaşık bir hafta
içinde etkili bir fırçalama yöntemi geliştirmiş
olursunuz. Ancak bu arada unutmayın, yaptığınız
fırçalama diş ve dişetlerinize zarar vermemeli, tahriş
etmemelidir.
3 - DİŞ MACUNU
Kullandığınız diş macunu bu bakımdan çok önemlidir. Zira
her diş macunu bir miktar aşındırıcı içerir. Eğer
macunun içindeki aşındırıcılar fazlaysa veya çok fazla
diş macunu kullanıyorsanız dişleriniz zarar görür. Bu
nedenle her fırçalamada yalnızca bir nohut büyüklüğünde
macun sürüp, tercihen beyaz renkli ve florürlü bir diş
macunu kullanın. Çeşitli renklerde şeffaf ve jel halinde
olan macunlar iri taneli aşındırıcı içerebildikleri için
dişe zarar verebilirler. Bulantısı olan hastalar çok az
veya hiç diş macunu kullanmadan fırçalama yapabilirler.
Unutmayın; temizliği fırça yapar,macun değil! Diş
macunu, aşındırıcı ve köpürücü özelliği ile bakteri
plağını gidermeyi kolaylaştıran, ağıza hoş bir koku
veren ve fırçalamayı zevkli hale getiren bir
yardımcıdır. Köpürücü olması nedeniyle özellikle diş
aralarında fırçanın yerinden oynattığı plağı
uzaklaştırmada faydalı olabilir.
4 - DİŞ İPİ
Ancak; ne diş fırçası, ne de diş macunu dişlerin
birbirine bakan ara yüzlerini tam olarak temizlemede
yeterli olmayabilir. Diş aralarındaki bu temizlenmemiş
bölgeler nedeniyle çürük ve dişeti hastalıkları
çoğunlukla iki diş arasında başlar. Bu yüzden ara yüz
temizliği ayrı bir önem taşır. Bu yüzeylerin temizliği,
diş yüzeyine yayılabilen, çok sayıda ince liflerden
oluşmuş, sağlam ipek ipliklerle yapılır. Diş ipi (dental
floss) denilen bu özel iplikler bulunamazsa, ince
ibrişim iplikler de aynı amaçla kullanılabilir. Diş
ipini günde en az bir kez ve tercihan yatmadan önce
kullanın. Diş ipini daima fırçalamadan önce uygulayın,
böylece diş macunun içindeki florür ve köpürtücüler,
temizlenmiş yüzeylere daha iyi nüfuz edecektir. Diş
ipini şu şekilde kullanabilirsiniz: 30 cm. uzunluğunda
bir diş ipini koparın ve her iki elinizin orta parmağına
dolayın. Üst çenenin sağ tarafında, diş ipini sağ elin
baş parmağı ile sol elin işaret parmağı üzerinden
geçirerek gergin tutun. Üst çenenin sol tarafında ise,
sol elin baş parmağı ile sağ elin işaret parmağı
üzerinden geçirin. Alt çenede sağ sol ayrımı yapmadan,
ipi her iki elin işaret parmakları üzerinden geçirin.
Diş ipini söylendiği biçimde tutup, iki dişin arasına
hafifçe bastırarak soktuktan sonra dişlerin üzerinde hem
aşağı-yukarı, hem de öne -arkaya hareket ettirerek
bakteri plağı ve gıda artıklarını dişlerin ara
yüzlerinden temizleyin. Diş ipini, dişetini yırtacak
şekilde zorlamayın. Dişetinin direnciyle karşılaşınca
ipi daha fazla derine itmeyin. Uygun kullanıldığında
bile başlangıçtaki birkaç gün dişetleriniz kanayabilir,
ancak bu geçicidir. Şayet kanama geçmezse ya siz ipi
yanlış kullanıyorsunuzdur, ya da ara yüzlerde çürük,
diştaşı, taşkın dolgu gibi dişeti hastalığını
şiddetlendiren bir olay vardır. Vakit geçirmeden bir
dişhekimine görünün. Dişlerin araları dişetiyle doluysa
ve dişlerin birbiriyle temasları normal veya normalden
sıkıysa, ara yüz temizliğinde diş ipi kullanılır, ancak
herhangi bir sebepten dolayı dişler birbirleriyle temas
etmiyor ve dişetleri diş aralarını doldurmuyorsa, bu
durumda diş ipinden başka, diğer bazı diş arası temizlik
araçlarına gereksinim vardır. Ayrıca ağızda sabit
protezler varsa, bunların altındaki boşlukları
temizlemek için; uçları ince, orta kısmı daha kalın ve
yumuşak olan özel diş ipleri de vardır.
5 - KÜRDAN
Diğer bir temizlik aracı da, hepimizin bildiği
kürdandır. Ancak uygun bir kürdan, yumuşak tahtadan
yapılmış ve kesiti dişler arasını dolduracak şekilde
üçgen olmalıdır. Bu tip bir kürdanı, daha çok alt ve üst
çenede ön bölge dişlerinin aralarında kullanabiliriz.
6 - TEK DEMETLİ FIRÇA
Arka dişlerin aralarında ise tek demetli fırçalardan
faydalanabiliriz. Tek demetli fırça ayrıca bulantısı
olan kimselerde, arka dişlerin iç kısımlarının
temizliğinde de kullanılabilir.
7 - ARA YÜZ FIRÇALARI
Dişetlerinin çok çekildiği ve köklerin açığa çıktığı
durumlarda diş köklerinin birbirine bakan yüzleri
çoğunlukla içbükey tarzında olduğu için, gerek kürdan
gerekse tek demetli fırçalar, bu bölgelerin temizliğinde
yetersiz kalabilirler. Ayrıca ortodontik aparey kullanan
kişilerde tellerin ve braketlerin aralarını normal fırça
ile temizlemek çok zordur. Bu bölgeleri, minyatür şişe
temizleyicilerine benzetebileceğimiz ara yüz fırçaları
ile temizleyebiliriz. Bu fırçaların kıl uçları yanlara
baktığı için, kıl uçları kökler üzerindeki her türlü
çukurcuk ve girintiye rahatlıkla girebilir.
8 - ELEKTRİKLİ DİŞ FIRÇALARI
Yalnızca titreşim hareketi yaptıkları için, dişlerin
temizlenmesinde normal diş fırçaları kadar etkili
olamazlar. Bazı çok özel hareketler yapan modeller
dışında, yaygın kullanımı olan elektrikli diş fırçaları
ancak normal diş fırçasını kullanamayan özürlü
kişilerde, çocuklarda veya el becerisi çok zayıf olan
kimselerde faydalı olabilir. Bunun dışında normal diş
fırçası kullanmak daha uygundur. Ancak, eğer elektrikli
diş fırçası kullanıyorsanız, plak temizliğinin
etkinliğini, boyama tabletleri ile sık sık kontrol
etmeniz gerekir.
9 - AĞIZ GARGARALARI
Pek çok hasta, dişetleri rahatsızlandığı zaman bir ağız
gargarasından fayda beklemiştir. Ancak, ağız gargaraları
hastalık nedeni olan plağı temizlemedikleri gibi, hasta
dişetlerinin iyileşmesine de bir katkıda bulunmazlar.
Çoğu gargaralar içerdikleri antiseptik özellik
nedeniyle, ağızda mevcut bakteri sayısını azaltır ve
buna bağlı olarak ağız kokusunu ortadan kaldırarak
hastalığın belirtilerini saklar, varolan hastalık yavaş
yavaş ilerlemeye devam eder. Ömür boyu gargara
kullanılamayacağı düşünülürse, asıl yapılması gereken;
öncelikle ağız sağlığını bozan faktörlerin bir diş
hekimi tarafından ortadan kaldırılması, sonra
gerekiyorsa bir süre gargara kullanılmasıdır.
Yemeklerden sonra ağzı bu gargaralarla çalkalamak, bir
miktar yemek artığını temizler ve ağıza hoş bir koku
verir. Ancak unutmayın !... " Ağzı çalkalamak, plağı
yerinden oynatmaz." Bu nedenle ağız gargaraları hiç bir
şekilde diş fırçası ve diş ipinin yerini tutamaz.
10 - AĞIZ DUŞU (WATER-PIK)
Ağız gargaralarını, dişlerin ulaşılması güç bölgelerine
diş aralarına ve diş eti cebi içine basınçla göndermeye
yarayan bazı özel ağız yıkama cihazları
geliştirilmiştir. Üzerinde su veya gargara sıvısını
koymak için bir haznesi, basınçlı suyu istenen bölgeye
uygulamak için her kullanıcı için değişebilen uçları
olan bu cihazlarla yalnızca dişeti cebi içindeki ve diş
aralarındaki yumuşak gıda birikintileri temizlenebilir,
ancak dişe çok sıkı biçimde yapışık olan plak; basınçlı
püskürtmeyle dahi yerinden oynamaz. Bu cihaz, diş eti
cebi derinliği artmış olan hastalarda, profesyonel
temizlik yapıldıktan sonraki dönemde, hasta tarafından
ağız temizliğinin daha etkinleştirilmesi amacıyla
kullanılabilir. Bu amaçla yapılan Ağız Duşu
uygulamalarında her zaman gargara kullanmaya gerek
yoktur. Sadece su kullanmak yeterlidir. Unutmayın !... "
Plak, yalnızca mekanik yöntemlerle (sürtünme ile)
yerinden oynar ve bu nedenle; ağız duşu, ne diş
fırçasının ne de diş ipliğinin yerini tutamaz"
SONUÇ
Yapılması gerekenleri özetleyecek olursak ;
1. Her gün düzenli olarak dişlerinizin tüm yüzeylerini
plaktan arındırın.
2. En az altı ayda bir, dişhekimine kontrole gidin ve
onun önerilerine uyun.
3. Her şeye rağmen ağzınızda dişeti hastalığı olduğuna
dair belirtiler görürseniz, hiç zaman geçirmeden bir
dişhekimine görünün.
4.Tedaviniz bittikten sonra düzenli aralarla muayene
olmayı unutmayın.
* Dişeti hastalığı, dişlerin üzerinde biriken
mikropların çevre dişetinde meydana getirdikleri iltihap
sonucu oluşur.
* Bu mikroplar temiz bir ağızda bile, dişler üzerinde
çok kısa sürede, plak adını verdiğimiz yapışkan bir
tabaka oluştururlar.
* Şeffaf olan bu tabaka gözle görülmez ve yeni
mikropların dişin üzerine tutunmalarına yardımcı olur.
Bu tabaka bazı özel boyalarla görünür hale gelir.
* Bu yapışkan mikrop tabakası, ağız çalkalanması ile
yerinden oynamaz.
* Bu tabakayı temizlemenin tek çaresi diş fırçası ile
dişleri fırçalamaktır.
* Dişler fırçalanmadığı takdirde bu mikrop tabakası
gittikçe kalınlaşacak ve önce çevresindeki dişetinde
kızarma, şişme, yumuşama ve kanamaya, daha sonra da
dişetinin dişten ayrılmasına, dişlerin sallanmasına ve
en sonunda da dişlerin çekilmesine neden olacaktır.
* Yaşam boyu sorunsuz bir ağız ve dişler için günde
yalnızca 5 dakikanızı (2,5 dakika sabah kahvaltıdan
sonra; 2,5 dakika gece yatmadan hemen önce) diş
temizliğine ayırmanız yeterlidir.
Periodontoloji
İle İlgili Sitemize Yakında Eklenecek Alt Kategoriler :
Periodontoloji, Diş Eti Hastalığı, Dişeti Hastalıkları,
Diş Eti Tedavisi, Diseti Tedavi, Diş Etleri, Diş Eti
Çekilmesi, Periodontoloji, Ağız Ve Diş Sağlığı, Dis Eti,
Diş Eti, Diş Eti Ameliyatı, Diş Eti Ağrısı, Diş Eti
Cekilmesi, Diş Eti Hastaliklari, Diş Eti Hastaliği, Diş
Eti Hastalıgı, Diş Eti Hastalıkları, Diş Eti
Hastalıkları Uzmanı, Diş Eti Hastalığı, Diş Eti İltahabı,
Diş Eti İltihabi, Diş Eti İltihabı, Diş Eti
İltihaplanması, Diş Eti İltihapları, Diş Eti Kanama, Diş
Eti Kanamalari, Diş Eti Kanamaları, Diş Eti Kanamasi,
Diş Eti Kanaması, Diş Eti Kaşıntısı, Diş Eti Kistleri,
Diş Eti Problemleri, Diş Eti Rahatsızlıkları, Diş Eti
Rahatsızlığı, Diş Eti Sağliği, Diş Eti Sağlığı, Diş Eti
Sızlaması, Diş Eti Tedavisi, Diş Eti Yangısı, Diş Eti
Çekilme, Diş Eti Çekilmeleri, Diş Eti Çekilmesi, Diş Eti
Çekilmesi Tedavi, Diş Eti Çekilmesi Tedavisi, Diş Eti
Şişmesi, Diş Hekimi, Diş Hekimleri, Diş Hekimliği, Diş
Hekimliği Fakültesi, Diş Sağlığı, Diş Ve Diş Eti, Diş Ve
Diş Eti Hastaliklari, Diş Ve Diş Eti Hastalıkları, Gum
Diş Eti, Hacettepe Periodontoloji, Hamilelikte Diş Eti,
Hamilelikte Diş Eti Kanaması, Hepatit B, Periodontoloji
Derneği, Periodontoloji Kongresi, Prof Dr, Tüm Hakları,
Türk Periodontoloji, Türk Periodontoloji Derneği, Tıp
Fakültesi, Çocuklarda Diş Eti,
Kaynak :
http://www.dislerim.com
|